27 Haziran 2015 Cumartesi

Atamaya devam

Türkiye Futbol Federasyonu seçimli olağan genel kurulu geride kaldı. Ancak seçimli genel kurul yine atamalı genel kurula dönüştürüldü.

Son olarak 19 Ocak 2006 yılında yapılan TFF seçimleri sonrasında hala seçim yapılabilmiş değil. Atama federasyonuna dönüştürülen sistem sonrasında, mevcut yönetim veya iktidar kimi isterse o başkan olmakta. Nitekim bu seçimde de aynısı yaşandı.

297 delegeden oluşan ve 280’nin hazır bulunduğu genel kurulda, onlarca futbola hizmet etmiş futbol adamı dururken, divan başkanı olarak bir siyasetçi Mehmet Baykan’ın seçilmesi bile size bu genel kurulun nasıl bir ortamda gerçekleştiği hakkında fikir verebilir.

Kulüpler genel kurulu oluşturacak delegelerini TFF’ye bildirmek zorundalar. Yani mevcut başkan, delegeleri ve delegelerdeki değişimleri anında öğrenebiliyor. Diğer adayların ise delege listelerini öğrenmeleri çoğu zaman mümkün değil. Hele ki listelerdeki değişimleri öğrenebilme şansları hemen hemen hiç yok.

Yıldırım Demirören’in adaylık için nasıl 240 imza topladığını futbol ailesindeki herkes biliyor.

Ankara’da yapılan genel kurul öncesi yaklaşık 50 – 60 delege ile sohbet etme olanağı yakaladım. İçlerinde bazıları ile dostluklarım oldukça fazla. Hemen hepsi Demirören’in kendilerine yaptığı baskıdan, tehditlerden bahsetti. İmza konusunda yaşadıkları sıkıntıları dile getirdi.

Özellikle Trabzonspor delegeleri vicdanları ile başkanları arasında sıkışıp kaldılar. Aralarında en korkusuz olanı Yakup Aslan çıktı. Vicdanının sesini dinleyerek ve adeta isyan ederek daha önce baskıyla imza verdiği Yıldırım Demirören’den imzasını çekerek, Haluk Ulusoy’a imza verdi.

İmza çekmek konusu gündeme gelmişken hemen bahsedeyim. Daha önce Haluk Ulusoy’a imza vermiş olan Ahmet Çakar, gördüğü LÜZUM üzerine imzasını Twitter üzerinden bile geri çekebilirken; Yıldırım Demirören’e baskı altında imza vermiş delegeler, yasal dilekçe ile imzalarını geri çekemediler.

Haluk Ulusoy’un topladığı 65 imzanın tamamı kendisinin ifadesi ile HELAL’dir. Bu imzalar, ne bir tehdit ne bir baskı ile alınmıştır. Bu 65 delegeden 26’sı daha önce Yıldırım Demirören’e imza vermişseler de, sonrasında kararlarını değiştirmişler ve resmi dilekçe ile bunu ispatlamışlardır.  Başvuru dilekçelerinde açıkça “Daha önce verdiğim imza geçersizdir, irademi değiştirdim “ diye belirtmelerine rağmen bu delegelerin imzaları sportif! divan başkanı Mehmet Baykan tarafından mükerrer sayılmıştır.

Yıldırım Demirören gibi 240 imza almış, divan başkanını 135 imza ile belirlemiş bir adayın aslında 65 imza almış bir adaydan bu kadar korkmaması gerekir. Mükerrer olmayan ancak karşı taraf geçmiş 26 imzadan kendisi vazgeçmeli ve bu kadar güçlüyse sandıkta zafer elde etmesi gerekirdi.

Ancak Yıldırım Demirören’in seçime gitmek gibi bir niyeti hiç olmadı. Muhalif olanlara her türlü zorluğu çıkardı. Kendi yönetim kurulunda olmasına karşın, sonradan fikir ayrılığına düştüğü Yemen Ekşioğlu’nu bile salona sokmadı. Hatta gazeteci olarak girmesine dahi engel oldu, akreditasyonunu iptal etti.

Salonda alakasız isimler bile konuk olarak yer alırken, Haluk Ulusoy’un yönetim kurulu listesinde yer alan avukatını dahi salona sokmadılar. Bu konudaki tüm yasal mevzuat yok sayıldı. Konuk olarak salona girmek isteyen ve bu konuda yasal olarak başvuruda da bulunmuş olan oğlu darp edildi. Sonrasında kerhen sekreterinin yanına gelmesine izin verdiler. Ancak avukatlarını kesinlikle salona yaklaştırmadılar. Buna karşın Yıldırım Demirören listesinde yer alan fakat delege olmayan ve salonda bulunması için hiçbir vasıf taşımayan Nihat Özdemir elini kolunu sallayarak salonda dolaştı.


Haluk Ulusoy seçime haksız bir şekilde sokulmamıştır. Mağdurdur ve mazlumdur. Yıldırım Demirören’in 26 imza için kaçtığı sandık mahkeme ile de olsa eninde sonunda karşısına gelecektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder